8 Şubat 2012 Çarşamba

Geri Sayım...

20 Şubat pazartesi çokkk planlı sezaryanımı olmak üzere hastaneye gideceğim. Umarım arada 2 yi geçen bir kontrol durumu olmaz, çok sıkıldım çünkü artık. Geceleri uykularım sıklıkla bölünüyor, yuvarlana yuvarlana yataktan iniyorum, önce çiş ardından Naze'nin üstünü ört, yeniden yatağa dön, uygun pozisyonu ara, yorganın ucunu yakalamaya çalış gibi bol atraksiyonlu bir gece hayatım var benim:)) Aslında Naze'yi normal normal doğurabilseydim, yeni bebişi cırt diye çıkarırmışım gibi geliyor şu sıralar; pelvise doğru daha önce hissetmediğim bir basınç var, regl sancılarının bir üst modeli diyebileceğim braxton hicks ler arttı. Ama olacak şey değil, doktora emanet olup onbeş dakika sonra bebeği kucağımıza alacağız, yapacak bişi yok. En çok demin içtiğim magnezyum çözeltisinden kurtulacağıma seviniyorum biliyor musunuz:))) Ağzımın tadını acaip bozuyor. Şişkinlik de cabası. İki gündür okullar açık, ben evdeyim, mobilitem azaldı, ve çok canım sıkılıyor. Dün hastaneye taksiyle gittim, artık araba kullanmaktan çekiniyorum. Kitap oku, film izle düsturuna bile gelemiyorum. Otururken bacaklarımı kapatamıyorum bir de, karnımı dizlerimin üstünde taşıyorum sanki. Bütün içim oğlumla dolu, dün gece popişini bir dikti, sol tarafımda gergin koca bir yumru oluştu, hem de yarım saat kadar...

İki çocuklu anne olmaya son oniki gün, vrnnnnnn....

16 Ocak 2012 Pazartesi

Selamlarr

Darmadağın anneden merhabalar:)))) Geri sayım başladı sayılır artık değil mi? 4-5 hafta sonra evimize yeni biri geliyor. İbre 80'i aştı bakalım, uykular fena oldu, Naze coştu da coştu. Üstüne hastalandı. Bu hastalık mevzuu beni bayağı endişelendirdi bu kış. Öyle bir maceraya dönüştü ki bir aralık neredeyse bir doktorun yaş tahtasına basıp kortizonlu iğne bile olacaktı yavrucak. Aman dikkat.... Sonra daha aklı selim bir doktor problemin ufak çapta bir sinüzit olduğuna kanaat getirdi, bir de üstüne alerji testi yaptı da benim hastalık yaklaşımım doğrulandı, rahatladım. Bunlar 1, 1.5 ay önce odu tabii ama geçen hafta yeniden hortladı. Bir hafta kadar anane bakımından sonra bugün yeniden heyecanla okula gitti. Çıkarılan dersler, doğrulanan yaklaşımlar seri halde şöyle:

1. Burun kuru kalmayacak, nem şart, e ben zaten odasında peyderpey buhar makinası çalıştırıyordum, bu tamam.
2. Nasal temzilik serum fizyolojik ile yapılacak, e ben zaten öyle yapıyordum.
3. Öksürük krizlerinde Kreval kullanılabilir,bu da tamam...
4. İlaç yok, zaten bir önceki, telaşla gidilen doktorun ilaçları hiç alınmadı bile, hislere ve bilgi altyapımıza güvenmekte haklıyız elbette..
5. Yastık azıcık yüksek olursa akıntı boğaza birikmez, of amannnn zaten öyleydi.


Ammaaa yeniden neden oldu acaba???? Sümkürmek çok önemli bişi a dostlar, bu çocuk haşur huşur sümkürürdü 1-2 yaşında, şimdi yapmıyor. Burun tıkaç gibi. Mesele bu, kesin hem de. Her gün her gün yıkadık burnu, okyanus suları genze akıp mide bulandırsa da. Umarım bir daha olmaz. Kronikleşmiş sinüzit bebelerde, çocuklarda olgunlaşmamış kemiklere hasar verebiliyor, bağıra çağıra sümkürteceğiz ne yapalım.

Gelelim anneye. Anne ne yapsın, karınında basket topu değil, ne desem artık, pilates topu taşıyor. Bel yamuldu. Bazen içime ekmek kırıntısı kaçıyor da valla cam çiziliyor sanki, patlamak üzereyim. Bir de böyle değilmiş gibi çalışıyor, hem okulda hem evde, zaten şöyle bir uzansa felç gibi oluyor bacakları. Ayakta dursa dert, yatsa dert, oturmak iyi geliyor eğer koltuk ergonomikse, en ergonomik koltuk araba koltuğu, sabahlara kadar araba kullanabilirim yani, o kadar, söküp yanımda mı taşısam acaba:?))))

Bebek nasılsa doğacak, umarım, kolikli, sancılı, uykusuz olmaz. Zira Naze'nin bu duruma katlanabileceğini hiç sanmıyorum, şimdi bile yatmamı istemiyor ama onun eski oyun düzenine ayak uyduracak gibi değilim ben. Oğlumuz uyumlu, sabırlı olsa iyi olur yani...Bir süre ev, yemek vs. işlerden istifa edeceğim ve aylardır biriktirdiğim oyun, aktivite vs lerden yoracağım onu. Bir kaç zamandır hakikaten biriktirdiğim bir sürü kağıt-kalem-kes-yapıştır-ingilizce öğren aktivitleri var, hem aklımda, hem ardiyede. Bakalım yapabilecekmiyiz??? Yoksa YANDIK:))) E bu arada ne yiyeceğiz biz, valla bilmiyorum. Yemek sepetinden söyleriz artık.

Bu hafta sömestre tatili başlıyor, yani çalışarak geçireceğim son hafta, 8. ve 7. sınıflara vermem gereken şeyler var. Uz dururlarsa öğrenirler. Arkamdan kim gelecek bilmediğimden olayı garantiye alıyorum,, önümüzdeki yıl yine birlikteyiz zira... Kabak başıma patlamasın değil mi:))

Hastane çantamı henüz hazırlamadım, nasılsa planlı sezaryen olacağım diyorum ama bebek bazen vajinaya doğru matkap çalıştırıyor, korkuyorum normal normal çıkıverirse en acilinden diye:)) Şu hafta bir geçsin annem eşiliğnde aldığım şunumu bunumu yıkayıp ütüleyip, çantama koyacağım. Bir kaç eksik te yok değil hani, çok ufak tefek şeyler, alayım koyayım onları.

Yarı yıl tatilinde Naze baba aktiviteleri ile geçirecek zannımca günlerini. Şu Mickey Mouse gösterisi çok cazip sanki ama, yuhhh demek istiyorum fiyata, ben o parayla Disneylanda giderim beee:)) Zaten bayıldığımızdan değil, evden çıkmak olsun, alışkın değiliz biz ara tatilde evde oturmaya. Sinema, tiyatro, belki Kartepe şeklinde bir ortam oluşsa iyi olacak sanki. Var mı Avrupa yakasında bildiğiniz başka eğlencelik işler???Ben de o arada T' ye evi hazırlatırım hem, yeni kişicik için.

Çok heyecanlıyım billiyor musun sevgili blog ortamı, hani bakalım bu nasıl bir kişilik olacak diye, sırf bunun için... Yoksa doğum, uyku vs. vız gelirrr, tırıs geçer, hem öküze boynuzu ağır gelmez, tecrübeyle sabit, ama nasıl biri girecek hayatımıza çookkkkk ama çokkkkk merak ediyorum. Kırkının içinde bile belli ediyorlar kişiliklerini, ay söylemek istiyorum Beatles sevsin istiyorum, Le Guin, REM,Bandista, en çok mor ve siyahtan hoşlansın, dans etsin, merak kumkuması olsun, icatlar çıkarsın başıma, renkli olsun. Ha Naze bu aralar saçını mora boyatmak istiyor. Kime benzediyse:)) Bir de inatla sarışın ve kıvırcık saçlı olduğunu iddia ediyor, kapkara kaşlarına bakmadan, çok komik. Bu da komik olsun, bu da inat olsun, bu da çok konuşsun, bu da bağırsın, bu da bu da bu da bu da...

10 Aralık 2011 Cumartesi

Sabahlar erken oluyor!!!1

Bu sabah 6 da uyanmış bulunuyorum. Yeniden uyuyamadım iyi mi? Naze'yi kaldırsam mı acaba, eğleşiriz:))) Sevgili sınava gitti, akşam anca gelir. Zaten gitmese de manyak mı kalksın 6 da, laflamak için. Neyse artık güne erken başladık, erken bitirebilir miyiz acaba? Sanmam. Belki akşamüstü bir miktar kestirebilirsem tamamlayabilirim bu günü. Ya ben 30 haftadır hamileyim. Sıkıcı olmaya başladı, yani uyurken pozisyon tespiti açısından, stabil uyuyamam ben, e şimdi de dönemiyorum fır fır, ondan uyanıyorum zaar. Annem gelecek bugün sıkıntı azalır belki diyorum, yapamadığım işlerin önünü açar şimdi o. Nazelerin okula hayvanat bahçesi gibi bişi yapmışlar, sera da var, oyun parkı pek bir güzel, standartların bayağı üzerinde, ona seviniyorum. Kara lahana bahçeciliğine başladılar, karadenizli birileri var galiba çalışanlar arasında, neyse toplar, sararız artık. Turşu yaptılar geçen haftalarda, oldu mu acaba bakmadım daha. Böyleee dizi dizi yazarak blog oluyor mu, oluversin bugün artık. Bebeğin eşyalarını koyacak bir yer arıyorum, malum evdeki oda sayısı insan sayısıyla orantılı değil, bizim dibimizde yatacak, e ekstra tek odamızda Nazenin odası, yeni bir mobilyaya da asla yer yok, ayrıca 5-6 ay içinde yeni bir eve geçebiliriz, almanın gereği de yok. Gardrobumuzda alt raflar boş, oralara düzenleyiciler alalım oraya yerleştirelim diyoruz oğlan otonomisini ilan edene kadar, ikea ya gitmek lazım yani, acaba Naze kalkınca gitsek mi ikimiz, yoksa yarın annemle mi gidelim??? Ne çelişki değil mi?


Okula 5 tane stajyer İngilizce öğretmeni geldi, Cuma günleri onlarla çalışıyorum. Ders çıkışı etüt yapıyorlar, gidip yerleştiriyorum, bekliyorum boş boş sonra. Dersten çıkınca değerlendiriyoruz günü. İyi çocuklar, ya ben büyümeyi hiç sevmezdim, şimdi de sevmiyorum, keşke ben de 25 yaşında olsam, onlarla birlikte derse girsem, kimbilir 25 bile değiller daha. Dün erken çıkmak zorunda kaldım. 8 ler ne yaptılar acaba derste şimdi onu da merak ediyorum iyi mi?:))

Akşama hamsili pilav yapayım bari, çok oldu balık yemeyeli, pek emin değilim zaten balık konusunda, nerden aklıma takıldıysa civa meselesi, yiyesim gelmiyor, zaten ev halkı pek hazzetmiyor bu aralar balıktan, ben de çaktırmıyorum. Ama hamsi hem küçük balık cıva meselesi olmaz, hem pilavlı hem bol otlu, herkesler yer akşama. Et balık kurumu var burda bir tane, ordan da et met alalım bari. Neyse ikea meselesi de olmaz böylece, çelişkinin birini çözdüm:))

Pazartesi gidip bebenin ve benim üst baş sorunlarını çözeceğiz annemle. Yoksa benim bir halt edeceğim yok. Bakındığım her şey çok mintiricik geliyor. Allam ben nasıl bakacağım minnacık birine yeniden ya. Doğurmaya da korkuyorum bu sefer. Hele bu korku neyse artık, 15 dakikada alacak doktor. Sanki Nazeyi ben çıkardım içimden, haberim bile olmadı, bu da öyle olacak. Ammaaaaa var ya hormon işi hakkaten sıkı bir iş, bebek görünce içim cızzz mı desem, hop mu desem, bişiler oluyor. Küçük eller, kafa, popo, ısırasım var yani, o kadar:))

Naze b... demeyi öğrendi, ikide bir söylüyor. Geçen gün, benim etüde kaldığım bir gün, arabada beklerken beni, babasıyla konuşmuşlar, Perşembeden beri bayağı kasıyor söylememek için, bakalım. Hiiiii anneee, ağzımdan kaçtı diyor sonra da. Eliyle ağzını kapatıyor. Hin mi desem, cin mi desem bilemedim.

Eee ben kalkıp kahvaltı hazırlayım bari kızımla kendime saat 8 i geçti. Herkese tatlı günler...


12 Kasım 2011 Cumartesi

Unutuyorum

Eriniyorum yazmaya ben, hamileliğimin 26. haftası süregidiyor, çok yoğun olmamama rağmen bitmeyen bir yorgunluk var. Belki de enerjimi kullanmak istemiyorum yazarak. 3 ay sonra doğurmuş olacağım ve daha ne benim, ne yeni bebemizin bir çöpü yok hastane için. Ona bile eriniyorum yani. Naze bana çok düştü, zamanımın hepsini ona ayırdığımı söylemeliyim. Dışarıda çok dolanamıyorum. Dün okuldan erken çıkıp, Nazeyi de okuldan erken alıp, öyle serserilik edelim istedim. 1 saat sonra pert olmuştum bile. Evet kardeş iyi bişi ama birimizden birimiz hep perişan oluyoruz son 1o gündür falan, aslında kudurarak geçirebileceğimiz son dönemece girdik. Sonra bebeğin azıcık büyümesini beklemek gerekecek heyecanlı işler yapmak için. 3 yıldır geceleri deliksiz uuyurken, bir 3 yıl daha kattık uykusuz gecelere. Bazen diyorum ki Allam çıldırmış olmalıyım ben:))Böyleyken böyle işte. Bakalım 4 çekirdekli yeni işlemcimiz nasıl olacak hayat döngüsünde. Edinmem gerekenleri buraya not etsem ayıp olmaz herhalde, yoksa hep unutuyorum ben:


1. Memeleri açan gecelik, pijama
2. Akan sütler için ped
3. Emzirme sutyeni
4. Atılabilen çamaşır
5. Terlik
6. Lohusa pedi
7. Bebişe hastane çıkışı kıyafet, 2 takım, çorap, ağız mendili (beyaz, tavşan gibi olsun yavrum, hem zaten kız mı erkek mi bilmiyoruz)
8. Küçüklerden bebek bezi, Naze den beri amma çeşitlenmiş bu bezler ya
9. Battaniye, yine beyaz
10. Babaya şöyle hastanede giyilebilecek türden, kalın olmayan bi eşofman takımı, Naze ananeyle evde kalacak, kocam benimle herhalde
11. Nazeye bebek cennetten oyuncak getirecek, bakalım ne olacak, ama karar verip alsa bir kenara koysa iyi olur artık yavaş yavaş
12. Zıbın iyi birşeydi. Çift kaplandan sipariş versek, onların ki mermerşahiden, yumuşacık oluyor, hiç Sultanhamama gidecek potansiyeli görmüyorum kendimde zira
13. Baba sling mi, yoksa başka bir carrier mi alacağım karar versem ne iyi olur, private shopping sitelerinde her gün biri indirime giriyor,kaçırmayım
14. Ya bir de süt pompam eskidi, bu sefer şöyle afillisinden alacağımm, çok acelesi yok ama fizibilitesini yapmak lazım
15. Bebe şekeri, çikolatası neyse artık ona bakınmak lazım, iki ayak bir pabuca girmesin
16. Muse beşiği, şusu busu var: beşik, karyola, oto koltuğu, telsiz, yerde yuvarlanma oyuncağı , kola bacağa takılan çıngırtılı zamazingolardan, yorgan, yastık, battaniye evde yığınlar halinde mevcut
17. Ananemiz nevresimleri yeniliyor
18. Babanemiz de aramızda olsaydı, ah ne güzel olurdu

1 Ağustos 2011 Pazartesi

GEZE GEZE

-Aslı Dostum yapamadığım 3 şey var: parmaklarımı şıklatamıyorum, ıslık çalamıyorum, şu derinyerlerde kolluksuz yüzemiyorum, cırrrtt diye çözmem lazım bunları:))) herhalde bu yazın hir cümlesi buydu:))

Neyse yüzme işini çözdü gibi, ama geçen yıla oranla sudan korkuyor, geçen yaz iskeleden hooooop diye atlıyordu suya, bu yıl yok, çekiniyordu bir kaç gün, burnuna su girmesinden çok rahatsız oldu. Ben suya girince hep tutunmaya çalışıyor, ben yoksam asayiş berkemal, ben bu yaşlarda deniz atı gibi giderdim sularda diye hatırlıyorum...

22 Haziran günü yayladan yola çıktık biz, Anakaraya gidip dedemizi uçağa bindirdik, Afyon Denizli, Dazkırı, Köyceğiz güzergahından Ekincikti rotamız. Yolculuk keyifliydi, rahattı, ama öyle derin bir yere indik ki, Naze son dönemeçte hiç yapmadığı bir şey yaptı: kustu:))) Bizi bekleyen eski-yeni-can dostun pansiyonuna vardık. Gece olması sebebiyle olduğunu sandığım hayalkırıklığı yaşadım, ama sabah ta hiç bir şey değişmemişti... Deniz uzaktı, hem de çok sıcaktı, hem de pansiyon bakımsızdı, hem de annem gelemezdi çünkü Dalaman' a yol çok kıvrımlıydı, dahası gelmek için yeterli sebep te yoktu. Hem de ben günde iki kez 2 km kadar yürüyemeyecek kadar uykulu ve bezgindim, bana hemen cırt diye ayağımı sokabileceğim bir yer lazımdı, öhöööö....

Aldık başımızı düştük yollara, Çamyuvadayız 1 haftadan fazla zamandır. Annem geldi, bana aşını erdiğim barbunyayı yaptı, suya batıp çıkıyorum, Naze 5 mt ilerdeki havuzda kendi kendine de takılabiliyor, habire uyudum 5 gün falan, konfora hiç düşkün değilimdir ama ihtiyacım olan buydu bu yaz herhalde, durmak, siftinmek, aval aval bakınmak falan... Çarşamba ayrılıyoruz, iyi geldi...

9 Temmuz 2011 Cumartesi

YOLCULUK

Uzunnn tatilimize başladık, bakarsınız sizin oralardan da geçeriz vınnnn diye...

15 Haziran 2011 Çarşamba

Öylesine...

Yılların hizmetkarı maviş arabamızı sattık, öyle iyi, öyle güzel günler geçirdik ki birlikte anlatması uzun sürer. Tüm ailemize 12 yıldır kesinitisiz hizmet eden hundişimize teşekkür ederim, uğurlar olaaaa... Benim eşyalarla duygusal bağlarım yoktur, e bir de bir eşyayı uzuunnn süre en verimli biçimde kullanınca vedalaşmak kolay oluyor. Sabahları okula dolmuşla gidiyoruz Nazeyle birlikte, valla bir çeşit eğlence, havalar iyi, okulun sonları olması sebebiyle kalabalık yok, yenisi gelene kadar durum bu. Geçen akşam kızım bir araba bulduk dedim, e hadi parka gidelim o zaman dedi:)) Herkes elbette kendi yarar ilişkisine bakıyor eşyalarla:)))

Okulun ilk ve son haftalarnı sevmem. Plansızlık, öğrencisizlik bezginlik yaratır. İşte öyle günlerdeyiz, toplantı, not, karne, imza vs...